4 Ekim 1957 günü tüm dünyanın gözleri uzaya çevrilmiş, gökyüzünde daha önce hiç görmedikleri bir şeyi bulmaya çalışıyorlardı. Bu, insanlık tarihi için olağandışı bir gündü. Milyonlarca yıldır tek
Mustafa Suphi’nin öldürülmesi konusunda şimdiye kadar hep birbirinden farklı öyküler anlatıldı durdu. Bu konuda mübalağa laflar edildi, nice dayanaksız söylentiler, tevatürler üretildi, nice kanıtlar kuşkuya karşılandı . Sonuçta
İbni Haldun sosyolojinin kurucusudur. Batı dünyasında, sosyolojinin kurucusu sayılan Auguste Comte’dan çok daha önce İlm-i- Tabiaat-i-Umran adı ile toplumların işleyiş ve değişmeleri hakkındaki evrensel kuralları ortaya koymaya çalışmıştır.
Batı’da, bulunuşundan 100 yıl önce fotoğrafı düşleyen bilimkurgu türünde yazılar yayımlanırken, Osmanlı İmparatorluğu’nda yayınlanan “Zeyd-i müslimin insan vesair ziruh olan hayvan suretlerinin alaküllahal tasviri şer’an haram olur” fetvasıyla
Kazım Karabekir’in başkanlığında, Ali Fuat Cebesoy, Adnan Adıvar, Rauf Orbay, İsmail Cartbolat, Feridun Fikri Düşünsel, Sabit Sağıroğlu, Halis Turgut, Refet Bele ve Rüştü Paşa’nın da içlerinde bulunduğu bir
Eski Yunanca photos (ışık) ve graphein (çizmek) sözcüklerinin birleşiminden oluşan fotoğraf sözcüğü, optik sistemler aracılığıyla ışığa duyarlı gümüş tuzlarının etkilenmesi ve kimyasal işlemlerden sonra kalıcı görüntü elde edilmesi