1538 Eylülünde Vezir Süleyman Paşa’nın Hint Okyanusu donanması, Hindistan’da Gucerat kıyılarına Türk ordusunu çıkardı. Kanuni Sultan Süleyman’sa 8. sefer-i hümayununu tamamlamıştı; Kuzeydoğu Romanya’daydı. Aynı günlerde Akdeniz donanması, Kaptan-ı
Kırım Savaşı’na sokulan Türkiye, kaba Yahudi düşmanlığı hikayesindeki “iğneli fıçı”ya düşmüş gibi oldu. Fıçının dört yanını Batılı kapitalist dost ve müttefikleri sarmıştı. Türkiye’ye, “Kaç ben kurtarayım!” diyorlardı. Türkiye
Bayramlar, dinsel günler, gökbilimsel olgular gibisinden bir toplumun mevsimlik, süreli şenliklerinin yanısıra, daha çok sarayla ilgili bir vesilenin kutlanması için yapılan, sarayla halkın ortaklaşa katıldıkları olağanüstü şenlikler, Avrupa’da
Bütün dünyanın çok iyi tanıdığı ünlü Fransız general Napolyon Bonapart’ın adını andığımızda, onunla beraber yiğit ve cesur bir Türk komutanını da anımsamak gerekir. Bu Türk komutan, askeri dehası
Birinci Dünya Savaşı’nın arifesinde; gerek hızı ve kudreti, gerekse siluetinin zarafeti bakımlarından Akdeniz’de rakipsiz olan Almanların Goben zırhlı kruvazörü, güzellikte Goben’den hiç de aşağı olmayan Breslav hafif kruvazörü
Osmanlı Devleti 1850’lerde yine büyük sıkıntı içindeydi; Rusya, Karadeniz kıyılarında İstanbul’a çıkarma yapacak üç tümenlik bir kolordu hazırlıyor, Osmanlı’nın kalbine, başkent İstanbul’a vurucu bir son darbe indirmek istiyordu.