Ortaçağ boyunca Batı’da, Kilise evlilik bağının kutsallığına saygı gösterilmesi için büyük çaba harcar. Evliliği törensel bir biçimde kutsayan Kilise, eski dönemlerden kalma kimi inançlara da karşı çıkarak, “kutsal
Tevfik Fikret, Servet-i Fünun devrinden sonra, artık memlekette bir iyileşme görebilmek için her şeyden önce saltanatın yıkılması fikrine taraf tutmuş, bu en kuvvetli istidbat devrinde bir ihtilalci gibi,
Türkiye’de dini gericiliğin genel nedenlerini üç temel maddede özetleyebiliriz: Sosyoekonomik nedenler. Kişisel nedenler. Dıştan gelen entrikalar, müdahaleler. Şimdi bunları birer birer inceleyelim. Gericiliğin sosyoekonomik nedeninin kökleri Osmanlı İmparatorluğunun
Servet-i Fünun topluluğu, Servet-i Fünun dergisi etrafında oluşan edebi topluluğun adıdır. Servet-i Fünun edebiyatı, II. Abdülhamid döneminde doğmuş, gelişmiş ve sona ermiştir. Bu topluluğun meydana getirdiği edebiyat Edebiyat-ı Cedide
Bayramlar, dinsel günler, gökbilimsel olgular gibisinden bir toplumun mevsimlik, süreli şenliklerinin yanısıra, daha çok sarayla ilgili bir vesilenin kutlanması için yapılan, sarayla halkın ortaklaşa katıldıkları olağanüstü şenlikler, Avrupa’da
2002 yılında tüm dünyada 200. doğum yılıyla gündeme gelen ve “Ya bir Chateaubriand olurum ya da hiçbir şey” diyen Victor Hugo için Baudelaire’in yargısı, bugün için de geçerli