Hürrem Sultan: Osmanlı’da Entrika Ondan Sorulurdu

Kanuni Sultan Süleyman’ın annesi Hafsa Sultan, oğlunun haremine Roxelane adında olağanüstü bir çekiciliğe sahip Rus asıllı bir köleyi soktuğunda,  hem oğlunun kalbini tümüyle fethedecek hem de İmparatorluğun yazgısını sonsuza kadar değiştirecek bir adım attığından habersizdi. İleride tarih kitapları, koskoca bir imparatorluğun uzun yıllar boyunca kaderinin Roxelana’nın, ya da Kanuni’nin verdiği adıyla Hürrem Sultan’ın iki dudağının arasında olduğunu yazacaktı.

Hürrem Sultan 1506 yılında Lehistan Krallığı’na bağlı Rutenya bölgesinde bir papazın kızı olarak doğmuştu. Asıl adı Aleksandra Lisoska’ydı. Kırım Hanı’na bağlı akıncılar o tarihlerde bölgeye sık sık akınlar düzenliyor, ganimet niteliğinde değerli olan ne varsa alıp geri dönüyorlardı. Bu ganimetlere değerli eşyalar olduğu kadar kız ya da erkek köleler de dahildi. Hürrem Sultan da daha 9 yaşında iken bu akınlardan biri sırasında ele geçirilmişti. Birkaç yıl Kırım Sarayı’nda eğitim ve terbiye görmüş, kendine özgü çekiciliği dikkatleri hemen çektiğinden, güzel bir armağan olabileceği düşüncesiyle Kırım Hanı Mehmet Giray tarafından Osmanlı sarayına sunulmuştu.

Hürrem Sultan’ın yüz hatları Kafkasyalılara benzemekteydi. Hem yumuşak, hem baştan çıkarıcı, hem de vahşi mizacı Avrupa’nın kızlarından çok Kafkasya’nın kızlarına benzediğini ortaya koymaktaydı ama hangi kandan olduğunu kendisi de tam bilmiyordu. Yapılan portrelerine ve saray belgelerinde yazılan tariflerine göre kara gözlü, uzun kirpikli ve mat tenliydi. Çok güzel sayılmazdı ama Kafkasya’nın kızlarına özgü yuvarlak çehresi, kalkık burnu, kalın dudakları canlı bir renge sahip teni ile büyüleyici ve tanımlanamaz bir çekiciliği vardı.

Hürrem Sultan, soyu ne olursa olsun, Valide Sultan’ın bir gün oğlunun bakışlarına ve kalbine yaraşır bir kız sunmak için zevkle vermeye çalıştığı eğitim sayesinde ilk geldiği günden itibaren Harem’in en harika ve gizemli gözdesi olmuştu. Bilgili oluşu, çekiciliği kadar göze çarpıyordu. Sultan hanımların ve Padişah’ın hizmetine sunulmak için odalıklara öğretilen müzik ve raksta çok becerikliydi. Yabancı dil bilmesi tarih ve şiir bilgisi gençlik fışkıran görünümüne bir başka ağırlık veriyordu.

Hürrem Sultan’ın Yükselişi

Hürrem SultanKanuni Sultan Süleyman’ın o zamana kadar Mahidevran Gülbahar Sultan’dan başka eşi olmamıştı. O zamanlar geçerli olan yasa, Padişahları ortak kabul etmeyen egemenliğinin herhangi bir politika ya da kan akrabalığı yüzünden etkilenmesini önlemiştir. Yani padişahların soylu ailelere mensup yurttaşlarının kızlarından ya da yabancı hanedan prenseslerinden eş alması kesinlikle yasaklanmıştı.

Sultan Süleyman’ın ilk aşklarından olan bu Haseki, kendisine tahta geçmeden ve geçtikten sonra dört çocuk vermişti. O güne kadar Padişah’ın gözü bir başka kadın görmemişti. Kanuni Sultan Süleyman’ın kalbi, sağlanan fırsatları değerlendirmeye çalışanlara değil de, kendisine gerçekten bağlı olanlara karşı yerine göre aşk, yerine göre dostluk ile dolardı. Kafkasyalı güzeli çılgıncasına sevmiş, başka bir aşk aramaz olmuştu.

Fakat üç oğlunun zamansız ölümü, Valide Sultan’ı İmparatorluğun geleceği için kaygıya düşürmüştü. Valide Sultan son derece hassas bir konu üzerine eğilmeye karar verdi. Kafkasyalı gözde için herhangi bir kin duymadan, oğluna yeni bir aşk vermek istiyordu. Bir bayram günü dolayısıyla 1520 yılında Hafsa Sultan tarafından Kanuni Sultan Süleyman’a sunulan Hürrem Sultan; çekiciliği, zekası ve yetenekleri ile Kanuni’nin gözündeki perdeyi kaldırdı ve yaşamının sonuna kadar O’na bağlı kalmasına neden oldu.

Valide Sultan’a sunulduğu zaman alçakgönüllü ve geçimli bir mizaca sahip olan Hürrem Sultan, önce gizliden, sonra açıktan açığa Mahidevran Gülbahar Sultan ile Kanuni Sultan Süleyman’ı çekişmeye başladı. Kanuni’de uyandırdığı ihtiras ile zaman içinde basit cariyelikten gözdeliğe yükseltildi. Sarayın kraliçesi, sefer sırasında yüreğinin özlemi, fetihlerinden dönüşte zafer ödülü olan Hürrem yalnızca Harem’e değil, yavaş bütün imparatorluğa egemen oluyordu.

Kanuni gibi kudretli bir sultanın, Hürrem Sultan’ın bu kadar etkisi altında kalması ilk başta şaşılacak bir olay olarak görülebilir. Fakat bilinmesi gerekir ki, Hürrem Sultan bu gücü öyle birdenbire elde etmemiş, bunun için yıllarca çalışmıştır. Kanuni’ye ilk sunulduğu 1520 yılında, Topkapı Sarayı’ndaki eğitim ve terbiyesini tamamlamadığı için “acemi” yani sultanın zevceliği için gereken kültürü edinmemiş kabul edilen Hürrem Sultan, konumunu sağlamlaştırıncaya kadar son derece dikkatli hareket etmiş, çevresini iyice sağlamlaştırmadan adım atmaktan çekinmiştir.

Kuşkusuz Hürrem Sultan’ın nüfuzunu en fazla artıran, Kanuni Sultan Süleyman’a arka arkaya dört şehzade ve bir kız çocuğu doğurmasıdır. Çünkü çok küçük yaşta ölen şehzadeler hariç tutulursa, Kanuni’nin bunlardan başka çocukları olmayacaktır.

Hürrem Sultan’ın Çocukları

Hürrem Sultan’ın Kanuni’ye dördü erkek olmak üzere 5 çocuk verdiğini söylemiştik. Hürrem Sultan’ın çocukları şunlardır:

  • Şehzade Mehmet: Hürrem ve Kanuni’nin en büyük oğlu idi. 1543 yılında henüz 22 yaşında iken Manisa’da öldü.
  • Şehzade Selim (II. Selim): 1524’te İstanbul’da doğdu. 1566 yılında 11. padişah olarak Osmanlı tahtına geçti. 1574’te öldüğünde ordunun başında sefere çıkmayan ilk Osmanlı padişahı olarak tarihe geçti.
  • Şehzade Cihangir: Hürrem Sultan’ın oğulları içinde en genci olan Cihangir doğuştan özürlüydü. Tahtta gözü olmayan ender şehzadelerdendi. üvey ağabeyi Şehzade Mustafa’nın öldürülmesi nedeniyle duyduğu üzüntüden 1553 yılında henüz 22,5 yaşında iken yaşama gözlerini yumdu.
  • Şehzade Bayezid: 1525 yılında İstanbul’da doğan Bayezid, Şehzade Mustafa’nın öldürülmesinin ardından tahtın iki varisinden biri olarak kardeşi Selim ile giriştiği taht mücadelesini kaybetti. İran Şahı’nın yanına sığındıysa da, Kanuni’nin adamları tarafından oğulları ile birlikte 1561’de boğularak öldürüldü.
  • Mihrimah Sultan: 1522’de İstanbul’da doğan Mihrimah Sultan, Kanuni’nin tek kızı olması nedeniyle özel ilgi gördü. Annesinin entrikalarında, eşi Rüstem Paşa ile birlikte en büyük yardımcı oldu.

Hürrem Sultan’ın Kanuni’yi ne kadar etkilediğine verilebilecek en güzel örnek, padişahların eşlerini cariyeler arasından seçmesi ve resmi nikah yapmaktan kaçınması geleneğini yıkmasıydı. Hürrem Sultan, bir Osmanlı padişahı ile resmi nikahla evlenmiş olan ilk kadın olmuş ve Osmanlı tarihine “Kadınlar Saltanatı” olarak geçen dönemi başlatmıştır.

Etkilenen elbette yalnız Kanuni değildi; Hürrem Sultan da belki ilk gördüğünde olmasa da kısa sürede Kanuni’ye büyük bir aşkla bağlanmıştı. Bu büyük aşkı, Hürrem Sultan’ın Kanuni’ye yazdığı mektuplardan rahatlıkla anlayabiliriz:

…sana kavuşabilmek için sabahlara kadar dua etmekteyim. İçimi yakan dudaklarına bir daha dokunabilir miyim diye avazım çıktığı kadar Allah’a yalvarmaktayım. Biliyorum, şu an Allah adına seferdesin. Zafer kazanmak ve cihadı yüceltmek için yollardasın. Muvaffak olmanı dilerim. Fakat sana kavuşmak en büyük dileğimdir. Sen, gamlı, kederli yüreğimin tek ilacısın…

…yüzümü yere koyup kutsal ayağınızın bastığı toprağı öptükten sonra, benim devletimin güneşi ve sermayesi sultanım, eğer bu ayrılığın ateşine yanmış ciğeri kebap, göğsü harap, gözü yaş dolu, gecesi gündüzünden ayırt edemeyen, özlem denizine düşmüş çaresiz, aşkınız ile divane, Ferhat ile Mecnun’dan beter tutkun kölenizi sorarsanız ne ki sultanımdan ayrıyım. Bülbül gibi ah ve feryadımı dinmeyip ayrılığından (öyle) bir halim var ki, Hak kafir olan kullarına dahi vermesin…

İlk oğlu Şehzade Mehmet’in doğmasından itibaren, alçakgönüllü ve çekingen Hürrem Sultan’ın tarihin tozlu sayfalarına gömüldüğünü, Hürrem Sultan’ın hayatının bundan sonrasının Kanuni’nin ölümünden sonra oğullarından birini Osmanlı tahtına çıkarmak üzere entrikalarla yoğunlaştığını görürüz. Ölünceye kadar bu yolda bir siyaset izlemeye başlamış, oğulları karşısında tek rakip olan Şehzade Mustafa’yı ortadan kaldırabilmek için akıl almaz entrikalara başlamıştı. Kızı Mihrimah Sultan ve damadı Rüstem Paşa Hürrem Sultan’ın takip ettiği bu siyasette en büyük yardımcıları oldular.

İzlenen bu siyaset yolunda tek kurban Şehzade Mustafa olmayacaktı. Pargalı İbrahim Paşa da tüm Osmanlı halkı gibi tahtın varisi gördüğü Şehzade Mustafa’yı Şehzade Mustafa’yı desteklemesinin bedelini ondan önce canıyla ödeyecekti. Hürrem, İbrahim Paşa’yı kendi tarafına çekmenin olanaksız olduğunu anladığı andan itibaren bu derece güçlü bir nüfuzu olan bir insanın oğulları için ne büyük bir tehlike olduğunu görmüş ve entrikalarına başlamıştı. Kanuni ile aralarındaki özel konuşmaları bilmediğimiz için ne şekilde kışkırttığını günümüzde bilemeyiz fakat İbrahim Paşa’nın Irakeyn Seferi’nden dönüşünden yalnızca 67 gün sonra öldürülmesi bunun işaretidir.

Bu entrikaların  en büyük kurbanı ise hiç kuşkusuz Şehzade Mustafa‘ydı. Yıllar boyunca inceden inceye işlenen entrikalar ile tahtın en büyük adayı önce Kanuni’nin gözünden düşürüldü. Son darbe ise Şehzade’nin bir hain olduğuna Kanuni’nin inandırılması olmuş, Rüstem Paşa’nın da büyük yardımları ile Hürrem Sultan oğullarıyla taht arasındaki en büyük engel olan Şehzade Mustafa’yı öldürtmeyi başarmıştı.

Hürrem Sultan’ın diğer dikkat çekici bir yönü ise o zamana değil hiçbir padişah eşinin olmadığı kadar dış siyaset ile ilgilenmesiydi. O zamanlar Lehistan sınırları içindeki bir bölgede dünyaya gelmesi nedeniyle Hürrem Sultan özellikle Osmanlı-Lehistan ilişkileri üzerine etki etmiştir. Varşova’da bulunan Eski Belgeler Ana Arşivi’nde,  Hürrem Sultan’ın Lehistan Krallarına yazdığı iki mektubun orijinalleri de yer almaktadır. Bazı tarihçiler, Kanuni döneminde Osmanlı-Lehistan ilişkilerinin barış içinde geçmesini bu yüzden Hürrem Sultan’a bağlarlar.

Hürrem Sultan’ın Ölümü

Hürrem Sultan'ın mezarıOğullarından birinin tahta çıkabilmesinin önündeki tüm engelleri entrikaları ile ortadan kaldırmıştı kaldırmasına da, Hürrem Sultan’ın hayatı, oğlu Şehzade Selim’in tahta çıktığını görmeye yetmeyecekti. 18 Nisan 1558’de 52 yaşında, biricik aşkı Kanuni’den 8 yıl önce İstanbul’da yaşamını yitirdi. Hürrem Sultan’ın neden öldüğü ya da Hürrem Sultan’ın ölüm nedeni bugün bile kesin değildir. Son yıllarında kulunç hastalığından kaynaklı rahatsızlığı iyice artınca son kışını geçirdiği Edirne’den İstanbul’a dönmüştü. Kimi kaynaklara göre Hürrem Sultan’ın ölüm nedeni sıtma, yüksek ateş ya da kadınlara özgü bir hastalıktır.

Hürrem Sultan, yaşarken olduğu kadar ölümünden sonra da Osmanlı devlet geleneğinde o güne kadar görülmemiş değişikliklere neden olmuştu. Cariyelerin naaşının cami bahçesine gömülmesi yasak olmasına karşın, naaşı önce Süleymaniye Cami Haziresi’ne defnedilmiş, sonra ebedi mezarı olacak Süleymaniye Cami Külliyesi içindeki Mimar Sinan tarafından yaptırılan Hürrem Sultan Türbesi’ne nakledilmiştir. Dıştan yuvarlak kasnaklı bir kubbe ile örtülü olan türbenin içi, cennet bahçesini betimleyen İznik çinileri ile süslenmiştir.  Mercan kırmızısı, firuze ve lacivert renklerinin yanı sıra Türk çini sanatında çok ender rastlanan siyah renk bitkisel motifler işlenen çinilerde göze çarpmaktadır. Kanuni Sultan Süleyman’ın türbesiyle komşu olan Hürrem Sultan Türbesi’nin içinde aynı zamanda Sultan II. Selim’in şehzadesi Mehmet ile Kanuni Sultan Süleyman’ın kız kardeşi Hatice Sultan’ın kızı Hanım Sultan da gömülüdür.

Hürrem Sultan kimdir sorusunun yanıtı, kimilerine göre çevirdiği entrikalarla Osmanlı Devleti’nin çöküş sürecini hızlandıran bir kadın olduğudur. Kimilerine göre ise Hürrem Sultan kimdir sorusunun yanıtı, son soluğuna kadar hayırseverlikten, fakirleri doyurmaktan ve yardımseverlikten vazgeçmeyen bir kadın olduğudur. Kuşkusuz her iki tarafın da haklı olduğu yanlar bulunmaktadır. Örneğin, bugün dahi birçok hasta için şifa olan Haseki Eğitim ve Araştırma Hastanesi onun eseridir. Gelirinin büyük bölümünü hayır işleri için kullanmıştır. Ama Şehzade Mustafa gibi dirayetli bir veliahdın entrikaları ile ölümüne neden olarak Osmanlı’ya büyük zarar vermesi de unutulmamalıdır. Kısacası Hürrem Sultan; hırsı, zekası ve cazibesini kullanarak Osmanlı İmparatorluğu’nda en yüksek mevkilerden birinde otuz beş yıl boyunca kalmayı başarabilmiş ender bir kişiliktir. Hırslı, kurnaz ve entrikacı kişilik yapısı ve “ezmezsem ezilirim” felsefesiyle giriştiği iktidar yarışında iki vezir ve bir şehzadenin öldürülmesinde önemli rol oynayan Hürrem Sultan’ın hayatı daha uzun yıllar boyunca sürekli tartışılacaktır.

Bir Yorum

Yazı Hakkındaki Düşünceleriniz

E-posta hesabınız yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir